Toplumun Şehircilik Hareketi

Toplumun Şehircilik Hareketi

İstanbul Kent Raporu

Google Gruplar
toplumunsehircilikhareketi grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Şuanda 7 konuk çevrimiçi

3. Köprü Raporu

Şehir Plancıları Odası Yönetim Kuruluna Düşen Görev Genelev Konusunda Yaptıkları Açıklamayı Anlayana Kadar Okumaktır! PDF Yazdır ePosta

Geçtiğimiz hafta TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu imzasıyla, Ankara’nın Ulus bölgesinde genelev alanındaki yıkımlara yönelik olarak, "Kentler İstenmeyen Şeylerin (Genelevlerin) Halının Altına Süpürüldüğü Yerler Olmamalıdır" başlığıyla yayınlanan basın açıklamasına İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi olarak tepki gösteren bir açıklama yayınlamış ve söz konusu açıklamanın oda web sayfasından kaldırılıp, kullanılan dilin hedeflediği kesimlerden özür dilenmesini istemiştik.

Söz konusu açıklamaya tepki göstermemizin ana nedeni yıkıma karşı duruyor görünürken, “kentin istenmeyenleri, tehdit ve güvenlik riski oluşturanları” bakış açısını sahiplenerek yıkım yapanların mantığının aynısını üretmesiydi. Bu “tekrar”da ne bir ironi, dolayısıyla ne de eleştirel bir tutum saklıydı.

Yaptığımız açıklamanın hemen sonrasında tartışmaya konu olan açıklama Oda’nın web sitesinden kaldırıldı. Bu davranışı yaptığımız tespitlerin en azından bu metnin yayınlanmasından sonra Oda Yönetim Kurulu tarafından anlaşıldığını düşünüp, bundan memnuniyet duyarken, Oda Yönetim Kurulu Başkanı tarafından yapılan ikinci bir açıklamayla karşı karşıya kaldık. Oda Web sayfasında yayınlanan metni ve metindeki ironiyi anlamamakla bizleri itham eden bu açıklama kullandığı dil itibariyle de ağır ifadeleri içinde barındırmaktadır. Bir dizi ağır ithama karşın, bu açıklamanın açıklamadığı boyut bu derece arkasında durulan bir metnin niçin Oda web sayfasından kaldırıldığıdır.

Böylesi bir yaklaşımdan neden rahatsızlık duyulduğunu anlamaya çalışmak yerine, gereksiz bir savunmacılık ve ithamkârlıkla malûl bu açıklamaya, bizi dert edindiğimiz konulardan uzaklaştıracağını düşündüğümüz için, ayrıntılı yanıt vermeyeceğiz. Şehir Plancıları Odası adına yapılan açıklamayı da, bu konudaki kınama yazımızı da kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyoruz. Ancak IMECE’nin yaptığı bu uyarı karşısında, bizleri başımızı kuma gömmekle suçlayan anlayışa, aynı yaftalamayı bizlerin yaptığı uyarılara benzer uyarıları yapanlara karşı, Başbakan’ın da sık sık kullandığını hatırlatmak isteriz.

İMECE, kaynaklarının imkân verdiği ölçüde, her yerde mevcut yıkım ve talanın, eşitsizlikleri derinleştiren dışlayıcı pratiklerin karşısında durmaktadır. İMECE’yi hedefleyen bu açıklamayı yapanların getirilen samimi eleştiriler karşısında, hiçbir kesime yarar sağlamayacak bir biçimde, savunmacı ve karalayıcı bir tepkisellikle hareket etmek yerine, yaptıkları açıklamayı dikkatle yeniden okumalarını öneriyoruz. Eğer ziyadesiyle üzücü ve şaşkınlık yaratan açıklamalarına tek tepkinin İMECE’den geldiğini düşünüyorlarsa, kendilerini toplumun bu konudaki ilgili kesimlerine kulak verme alçak gönüllüğü ve özenini göstermeye çağırmakla yetiniyoruz.

Kamuoyunun bilgine sunarız. Saygılarımızla.

İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi

 

 
TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu’na Açık Mektup PDF Yazdır ePosta

Kentsel yaşamın kamu yararına korunmasından sorumlu TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın Ankara kentinin Ulus merkezinde yürütülmekte olan ve bu alandaki genelev bölgesini de içine alan yıkımlar üzerine, 28 Temmuz 2010 tarihinde “Kentler İstenmeyen Şeylerin (Genelevin) Halının Altına Süpürüldüğü Yerler Olmamalıdır!başlığıyla yayınlanan basın açıklaması, kente toplum yararı çerçevesinde bakan bizler için, kabul edilmesi mümkün olmayan çağdışı ifadeler ve aşağılayıcı betimlemelerle doludur. İmece Toplumun Şehircilik Hareketi Oda Yönetim Kurulu’na yönelik olarak aşağıdaki mektubu kaleme alma gereğini duymuştur;

12 Eylül 1980 askeri darbesini takip eden aylar: “Yakalanan” travesti, transeksüel ve eşcinseller saçları kazınarak ve trenlere doldurularak, İstanbul’dan başka şehirlere sürgüne gönderildi…. Askeri yönetim, aynı zamanda, sahnede kadın kıyafeti giyen erkeklere yasak getirdi. İlgili Yasa hükmü, “genel ahlâk ve edep kuralları” ile “utanç verici ve toplum düzeni bakımından tasvip edilmeyen tavır ve davranışlar”dan dem vuruyordu…

 
3.Köprüde Ranttan Başkası YALAN! PDF Yazdır ePosta

Üçüncü Köprü güzergâhı geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamayla kamuoyuna duyurulmuştu.


Şimdi öğreniyoruz ki, köprü güzergahına ait planlar jet hızıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesine gönderilmiş ve aynı hızla komisyondan geçerek onaylanmak üzere Büyükşehir Belediye Meclisi gündemine alınmış.

Bu ne acele ağalar? Nedir sizi böyle acele ettiren? Neyi, kimden kaçırıyorsunuz? Hala tartışmaları devam eden ve İstanbul’un her metrekaresini etkileyecek böyle bir projenin onayı için yapılmaya çalışılan bu “oldu-bitti” anlayışının arkasında ne var? Yoksa sizlerin kafasında da mı soru işaretleri var? Yoksa siz de mi korkuyorsunuz konuşmaktan? Yoksa, sizin de mi yüreğiniz acıyor?

 
Basın Açıklaması PDF Yazdır ePosta

Dikmen Deresi Kentsel Dönüşüm Mağdurları Dayanışma Derneği olarak  25.12.2009Tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne karşı, bölge idare mahkemesine yapmış olduğumuz maddi manevi tazminat davalarımız ile ilgili olarak   Derneğimiz üyesi 16 vatandaşımızın davasını açtık ve Bölge idare mahkemesi bunlarla ilgili olarak GÖREVLİLİK kararı vermiş bulunuyor.Dava harçlarını hazırlayan 13 Dernek üyemizin daha  22.06.2010 Salı Günü Saat 13.00 de Bölge İdare Mahkemesinde
Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne karşı Derneğimiz hukukcuları Çağdaş Hukukcular Derneği Kentsel Dönüşüm Komisyonu Avukatları tarafından davaları açılacaktır.
Davalarımız açılmadan önce Bölge İdare Mahkemesi Önünde Basın bildirisi Okuma Eylemi yapacağız.
Kentsel dönüşüm mağduru ve duyarlısı tüm Kamuoyunun desteğini bekliyoruz.Bize bu eylemizde yanımızda olacak tüm kişi ve kurumları basın bildirimize eklemek istiyor ve katılımınızı bekliyoruz.
Saygılarımızla
Destek veren tüm kişi ve kurumlara en içten sevgilerimizle

Dikmen Deresi Kentsel Dönüşüm Mağdurları Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu Adına  
Başkan
Vedat Ağtaş 

Destek veren tüm kişi ve kurumlara en içten sevgilerimizle

DESTEKCİLERİMİZ

Ayazma Kentsel Dönüşüm Mağdurları

İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi

 

 

 

 
Basına ve Kamuoyuna Duyuru PDF Yazdır ePosta

Gazi Üniversitesi tarafından TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'a fahri doktora ünvanı verilmesi üzerine ekteki açıklama metni hazırlanmıştır. Metne imzacı olmak isteyen kişi ve kurumlar Metni İmzalamak için tıklayınız...Metni İmzala:

BİLİM İTAATSİZ OLANA İHTİYAÇ DUYAR*

*Theodor Adorno

Gazi Üniversitesi Rektörülüğü TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’a “Toplu konut alanındaki birikimi, kamu arazilerini ve kaynaklarını verimli biçimde değerlendirip halka açmasındaki çabaları; alt gelir gruplarına yönelik konut üretimi konusundaki katkıları, gecekondu önleme, kentsel gelişim ve yenileme çalışmalarından dolayı” fahri doktora payesi verdi! Şaşkınlık içinde karşıladığımız bu habere, ilk tepkimiz bilim insanı sıfatı taşıyanların hayata ne kadar uzak kaldığı gerçeğini tekrarlamak ve bilim ve iktidar arasındaki ilişkinin o kadar da naif olmadığını düşünmek oldu.

Görüyoruz ki kimi bilim insanları, bilimin görevinin hükümetin politikalarını onamak ve meşrulaştırmak olduğunu zannetmektedir. Tanışık olduğumuz bu anlayış yakın zamanda, 573 bin ağacın kesilerek 3. Köprünün yapılmasını savunan; derelerimizi, vadilerimizi, yaşamlarımızı yok eden HES'lerin yapımını destekleyen Çevre ve Orman Bakanına Akdeniz Üniversitesi tarafından “Çevre Hizmet Ödülü” verilmesinde de karşımıza çıkmıştır.

TOKİ, Erdoğan Bayraktar'ın başkanlığı döneminde; kamu yararından uzaklaşmış, kamu kuruluşu olma özelliklerini yitirmiş ve gayrımenkul/inşaat piyasasının en önemli aktörü haline gelmiştir. Gücünü kamudan alan bu “şirket”in CEO’su olan Erdoğan Bayraktar’ın ise temel görevi kamuya ait olanı pazarlamaktır. Bahsi geçen “gecekondu önleme, kentsel gelişim ve yenileme çalışmaları” ise, yaşam alanlarını yok eden, burada yaşayanları yerinden ederek, kar getirecek lüks projeler için “temiz” arsa yaratma çalışmalarıdır. Bugün TOKİ’nin gerçekleştirdiği projeler sağlıklı bir kentsel gelişimin, kentlerin tarihinin, kendine özgü mimarisinin, doğayla uyumunun ya da ihtiyaçlarının yakınından dahi geçmemektedir.

Özellikle gecekondu bölgelerinde ve tarihi kent merkezinde yaşayanlara karşı hiddetli tavırlar sergileyerek, bir yandan insanları yerinden eden, bir yandan zorla ev satıp borç altında bırakan gayrimenkul zengini Erdoğan Bayraktar’a, TOKİ projelerinden mağdur olan ve bu projelere karşı duran binlerce insana, bu sağlıksız gelişmeyi araştıran ve sonuçlarını ortaya koyan birçok akademisyene rağmen bu titrin verilmesi kabul edilemez.

Bizler fahri doktoranın gerekçelerinin tam tersini yaşayan, gören, araştıran, gözlemleyen insanlar olarak bu sıfatın bilimsel bir gerekçesi olmadığını biliyor ve karşı çıkıyoruz. İster kamu kuruluşu, ister meslek odası, ister üniversite olsun, halkın yaşam alanlarını rant alanı olarak gören, bu anlayışa arka çıkan, bu anlayışın sürdürülmesini sağlayan her türlü zihniyetin ve çabanın karşısında yer almaya devam edeceğiz.

 

 
İMECE Bayraktar’ın Doktora Tezini Ele Geçirdi! PDF Yazdır ePosta

İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın yayımlanmamış doktora tezinin içeriğini ele geçirdi.

Bilindiği gibi Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 1 Haziran 2010 tarihinde Erdoğan Bayraktar’a “Toplu konut alanındaki birikimi, kamu arazilerini ve kaynaklarını verimli biçimde değerlendirip halka açmasındaki çabaları; alt gelir gruplarına yönelik konut üretimi konusundaki katkıları, gecekondu önleme, kentsel gelişim ve yenileme çalışmalarından dolayı” Fahri Doktora payesi verilmişti. Hayli sorgulanan bu kararın gerekçelerini araştırdık ve hala daha kararın gerekçelerini anlayamasak da Erdoğan Bayraktar’ın yayımlanmamış doktora tezini ele geçirdik.

İşte tezin başlıkları ve içeriği:

Erdoğan Bayraktar’ın Yayınlanmamış Doktora Tezi

 
AYAZMA ÇADIRKENT AİLELERİNİN YANINDAYIZ PDF Yazdır ePosta

Bizler, aşağıda imzası bulunan her çeşit siyasi düşünce, ideoloji, inanç ve görüşten kurum, dernek, siyasi parti örgütleri ve girişimler olarak Ayazmalı kiracıların barınma hakkı mücadelelerine destek vermek amacı ile 27 Mayıs 2010 Perşembe günü saat 13.00’de Küçükçekmece Belediyesi önünde bir basın açıklaması yaparak, Ayazma halkı ile dayanışma içinde mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu kamuoyuna ilan edeceğiz.

 
Kentsel Toplumsal Hareketlerin Değişken Sloganları Bağlamında "Kent Hakkı"* PDF Yazdır ePosta

Margit Mayer**

ÖZET

Kent hakkı teriminin günümüz kent hareketlerinde ve ötesinde kazandığı popülariteyi açıklamak için, bu makale terimin çıkışını 2. Dünya Savaşı sonrası siyasi-ekonomik rejimlerinin değişen çerçevesi içerisinde ele alıyor ve sadece Avrupa-Amerika hattında değil bütün dünyadaki kentsel mücadeleleri (değişik anlamlarla da olsa) tanımlayan bir terim olarak ortaya çıkan kent hakkı sloganının farklı versiyonlarını karşılaştırıyor. Terimin radikal Lefebvreci versiyonunu küresel STK'larca yaygın olarak kullanılan daha apolitik versiyonlarından ayırıyor ve bu 2. versiyonu var olan sistemde katılımcılığı öne koyan taleplerin önünde bir engel olarak görüyor. Sonuç bölümü günümüz kent hakkı hareketlerinin içindeki krizin etkilerini tartışmaya açıyor.

 
Bugün Taksim Meydanı Yarın Tüm Dünya İşçinin, Emekçinin Alanı PDF Yazdır ePosta

Yıllardır söylüyoruz, “Taksim Meydanı 1 Mayıs Alanıdır” diye. “Yıllar önce orada katledilenler boşuna ölmedi” diye. “Meydanın meydan olabilmesi için emekçilerle kucaklaşmalı” diye. Ve en sonunda buldukları bahaneler bitti artık. Makul kalabalık palavraları da bitti. Taksim Meydanı kazanıldı. Yeniden meydan olacak şimdi. İşçileriyle, marşlarıyla…

Bu başarı; 3 yıldır tüm baskılara karşın Taksim Meydanı’nı sahiplenen emekçilerin başarısıdır. Bu başarı; aylardır Ankara’nın ayazına ve maruz kaldıkları şiddete karşı 4c adı altındaki kölelik yasasına direnen emekçilerin başarısıdır. Bu başarı; sermayenin dayattığı sahte hayata karşı, emekten yana yaşamı savunanların başarısıdır


Evet, çok zor günler geçiriyoruz. Emekçilerin çalışma koşulları kölelik yasaları ile ağırlaşırken, güvencesiz çalışan işçi sayısı her geçen gün artıyor. Binlerce işçi yoksulluk sınırının altındaki asgari ücretle çalıştırılırken, yaratılan işsizler ordusu çalışanlar için bir silah olarak kullanılıyor. Tüm kamu arazileri özelleştirilip sermayenin hizmetine sunulurken; bizler evlerimizden, okullarımızdan, hastanelerimizden ediliyoruz. Kamusal değerlerimiz özel sektöre meze ediliyor.

Ama, tüm bunlara karşı umudumuzu büyütüyoruz. Umudumuzu, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nı kazananlarla; Ankara’nın ayazında direnenlerle; mahallelerde evlerini savunanlarla; ormanlarını, okullarını, hastanelerini – yani halkın olanı koruyanlarla büyütüyoruz.

Ve söylüyoruz. Bu kent, fabrikasıyla, mahallesiyle, ormanıyla, meydanıyla bir dönüşüm içindedir. Halktan yana olmayan, bir grup sermayedarın isteği doğrultusunda bir dönüşüm... Biz bu dönüşüme izin vermeyeceğiz. Bunu yıllardır söylüyoruz. Doğruları söylemeye de devam edeceğiz. Aynen Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs alanı olduğunu söylediğimiz gibi…

Ve Geliyoruz…

Her birini kesip ağaç yerine pıtrak gibi villa, gökdelen, köprü dikmeye çalıştığınız ormanlarımıza  sahip çıkmak için, geliyoruz.

Açlık sınırında, Köle düzeninde çalışmaya zorladığınız fabrikalardan geliyoruz.

İnsan aklına ve bilime karşı saldırılarınızla birer rant kapısı ve medreseye çevirdiğiniz, üniversitelerden geliyoruz.

Yıkarak, kovarak, açıldık diyerek sermayenin, şeyhlerin, emirlerin emrine açtığınız,   mahallelerden direnerek, geliyoruz.

Yurdun dört bir yanında direnişin simgesi olan Tekel’den, Tariş'ten, geliyoruz.

Başıbüyük'ten, Gülsuyu’ndan, Tozkoparan'dan, Derbent’ten, Bezirganbahçe’den, Ayazma’dan geliyoruz.

Emekten yana bir yaşamı kurmaya geliyoruz.

Taksim’e geliyoruz.

Yaşasın emekçilerin mücadelesi!

Yaşasın 1 Mayıs!

 

 
TOKİ ve Küçükçekmece Belediyesi Nezdinde Tüm Kamu Yöneticilerini, Millete Verdikleri Sözü Tutmaya Davetimizdir! PDF Yazdır ePosta

Biz Ayazma-Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi Mağdurları olarak bugün bir kere daha sizin karşınızda bize verilen sözlerin takipçisi olduğumuzu göstermek üzere bulunuyoruz.

Ayazma-Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi 13.06.2004 tarihinde imzalanan Protokol ve 20.02.2006 tarihinde imzalanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Küçükçekmece Belediyesi ve TOKİ arasında imzalanan protokollerle başlamıştır. Ayazma’da yaşayanların eline, bu üç kurum antetli, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay imzalı davet mektupları 2005 yılının Haziran-Temmuz aylarında parça parça geçmiştir. Bu davet mektuplarında kiracısından ev sahibine herkese durumuna uygun çözüm getirileceği söylenmekteydi.

 
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL
 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack